Kan transfüzyonu , kan gruplarının farklılığı göz önünde bulundurularak , uyum sağlamış kan tipleri arasında yapılma esasına dayalı bir işlemdir

Hayvan türlerinde kan grupları farklı olduğu gibi kan grupları faktörlerinin (insanlardaki Rh faktörü gibi) sayısı da çok fazladır.

Köpeklerde kan gruplarının belirlenmesine yönelik çalışma ve yayınlar 1950’lerde başlamıştır. Kan gruplarının ırklara göre dağılımı çalışmaları halen sürmektedir. Köpeklerde alyuvarlarında 7 çeşit antijen, plazmalarında ise 11 çeşit antikor ve 14 farklı kan grubu faktörü belirtilmiştir. Köpeklerin, %65-75’ i A grubundandır . Kedilerde A,B,AB şeklinde kan grupları saptanmıştır. Irklarda da en çok görülen grup A şeklindedir. Örneğin Siyam ve Burmese kedilerinin % 100 'ü yapılan çalışmalarda A grubu olarak belirlenmiştir. British Shorthair % 58 ile B grubundandır.

Hayvanlarda Kan Naklinin Zorlukları

Kan kayıplarının telafisinde , yapılacak en iyi uygulama kan naklidir. Ancak, insanlarda olduğu gibi, kan merkezlerinin bulunmaması ve hayvanlardaki kan gruplarının iyi bilinmemesi sebebiyle buna sık şekilde başvurulmamaktadır. Kan nakli 24 saat gibi kısa bir süreyle sınırlı kalırsa , bu süre içinde tekrarlanarak güvenle yapılabilir. Bu süreden sonra alıcı hayvanda yabancı proteinlere karşı antikor şekillenmesi tehlikesi mevcuttur.

Hayvanlarda kan gruplarının çeşitliliği ve ticari olarak kan gruplarını ortaya koyan ayıraçların olmaması, tip belirlenmesi ve karşılaştırmayı zorlaştırır. Klinik kullanımda kan aktarımı ; hayvanlarda kan aktarmalarının zorunlu olduğu durumlarda, alıcı ve vericinin kanlarının birbirine uygunluğunun saptanması amacıyla çapraz karşılaştırma deneyi yapılır. Bu deneme, hemoliz ve aglütinasyon olaylarının kontrolünü sağlayan pratik bir yöntemdir. Fakat laboratuvar koşullarında yapılacak çalışmalarla kıyaslanırsa, eksik bir çalışma olarak çok güven verici değildir.

Kan kayıplarının belirgin sebepleri olarak: travma, cerrahi uygulamalar, iç ve dış parazitler, koagulasyon anormallikleri gastrointestinal ve üriner sistem tümörleri, dalak yırtılması ve mide ülserleridir.

Her ne kadar akut kan kayıplarında endike ise de, çeşitli sebepler nedeniyle veteriner pratikte, tam kan çoğu defa kullanılabilecek ideal ürün değildir. Akut kan kayıplarında , dolaşım volümünü sağlamak için, plazma ve doku sıvıları arasındaki dengeyi bozmayan kristaloid solüsyonlar kullanılabilir. Trombosit sayısı hemorajiden sonra kısa sürede artar, bu yüzden replasman gerektirmez. Plazma proteinleri ise interstisyel aralıktan dengelenir ve çok şiddetli hemorajiler hariç plazma gerekmez. Amaç kanın oksijen taşıma kapasitesini arttırmak ve koagulasyon faktörlerini (Kumarin intoksikasyonunda, Dissemine intravasküler koagulasyon durumlarında )yerine koymak ise,ya da alyuvarların sayısı oksijen taşıma kapasitesini sağlayamayacak derecede azalmışsa,(Hemotokrit olarak bilinen eritrosit hacmi %20'nin altına düşmüşse) o durumda taze kan ya da eritrosit aktarımı daha uygun olur.

Donör olarak kullanılabilecek köpek 25 kg ve üstünde, 2-8 yaşları arasında olmalıdır. Hemotokrit %40 veya üzerinde olmalıdır. Düzenli olarak aşılanmış ve klinik olarak sağlıklı bulunmalıdır. Bir kerede alınacak kanı 20 ml/kg'dan fazla olmamalıdır. İkinci bir kan alınımı için en az 3 hafta geçmelidir. Kedi ise, 5-7 kg arasında ve 2-8 yaş aralığında olmalıdır. Hemotokrit %38 ve üzerinde olmalıdır. Düzenli olarak aşılanmış ve klinik olarak herhangi bir hastalığı taşımıyor olmalıdır. Kedide, Leukemia ve AIDS oluşturan viral ajan varlığı mutlaka ekarte edilmelidir. Kan vena jugularisten alınır.

Donör (kan verici) kedilerden, toplam kan hacminin %20’sinin alınması klinik olarak anemi ile sonuçlanmaz. Ancak, hipovolemiye karşın emniyet olması açısından yerine kristal sıvı i.v verilebilir. Eğer%10’dan az kanı alınmışsa sıvı replasmanına gerek yoktur. Sedasyon gereklidir ama bazen sakin kedilerden sedasyonsuz kan alınabilir. 5mg/kg ketamin ve 0.25mg/kg midazolam im veya 2mg/kg ketamin ve 0.25mg/kg midazolam ya da diazem iv verilebilir. İntravenöz sıvı tedavisi, serum fizyolojik ya da laktatlı ringer olabilir.

Hayvanlara verilecek kan miktarı, kan kaybının şiddeti ile alakalıdır. Hayvanın büyüklüğüne göre köpeklerde 20-500 ml, kedilerde 20-60 ml kadar kan bir defada transfüze edilebilir.Yetişkin kedilerde maksimum 40 ml ile sınırlandırmak doğru olur.Ciddi şok olaylarında kedi köpeklere 5-10 ml/kg/saat hızla kan nakli yapılabilir. Uygulamadan önce kan ılıklaştırılmalı, ilk 30 dakika uygulamanın başlangıç hızı herhangi bir uyumsuzluk reaksiyonuna karşı yavaş tutulmalıdır (0.25 ml/kg). Uygun olarak, i.v kan transfüzyonu 5ml/saat hız ile verilir.Kan trasfüzyonu 4 saat kadar sürer. Şiddetli kan kayıplarında daha hızlı verilebilir. Önerilen miktar yaklaşık 10 ml /kg/saati aşmamaktır. Kan intraperitoneal de verilebilir. Şayet plazma verilecekse, 37 derece su banyosunda ılıtıldıktan sonra, 6-10ml/kg/saat hızla verilir. Başlangıçta 5ml/kg/saat daha uygundur.5-15 dakika aralıklarla alıcının durumu gözlemlenir. Daha sonra oran 10ml/kg/saat şeklinde arttırılabilir. Hipovolemik hastalarda 20ml/kg/saat verilebilirken, renal veya kardiyak yetmezliği olanlarda 2ml/kg/saat şeklinde verilmesi dolaşım yükünü zorlamaması açısından gereklidir. Taze plazma ve donmuş plazma ,6-10 ml dozda ve günde 2-3 defa, 5 gün ya da kanama duruncaya kadar verilir. Taze kan, donmuş plazma ya da taze plazma pıhtılaşma faktör kaynaklarıdır. Ortalama olarak alıcıya verirken de vericiden alırken de 10ml/kg olarak uygulama yapılabilir. Düzenli olarak kanı alınan hayvanlara 10mg/kg demir sülfat verilmelidir.